Bakan Yılmaz 3. Organize Sanayi Mesleki Eğitim Zirvesinde “Ülkenin sürdürülebilir kalkınması için de mesleki eğitim olmazsa olmaz.” ifadesini kullandı.

Bakanlar Özlü ve Yılmaz   3. Organize Sanayi Mesleki Eğitim Zirvesine Katıldı

- 27 Eylül 2017 Çarşamba

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü ve Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz ,  Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kurulu tarafından kentteki bir otelde düzenlenen “3. Organize Sanayi Mesleki Eğitim Zirvesi” programına katıldı.
Özlü, burada yaptığı konuşmada, programın mesleki eğitim ve meslek okulları ile ilgili bütün paydaşlar için hayırlı sonuçlar getirmesini dileyerek, zirvede Türkiye için hayati önemde olan mesleki ve teknik eğitim konusunun ele alınacağını belirtti.
Ekonomik kalkınmanın sırrının becerilerde saklı olduğunu, bütün gayretlerinin becerikli ve donanımlı insan sermayesini, ekonominin, sanayinin ve teknolojinin hizmetine sunmak olduğunu ifade eden Özlü, “Bu nedenle, sanayinin gelişmesinde mesleki ve teknik eğitimin sistemdeki etkinliğinin artması, bir zaruret olarak ele alınmalıdır. Bu açıdan bakıldığında mesleki ve teknik eğitim, bizler için vazgeçilmez bir misyonu yerine getirmektedir.” diye konuştu.
Hızla kalkınan ve sanayileşen Türkiye’de kalkınmanın en etkili ve en temel aracının mesleki ve teknik eğitim olacağını dile getiren Özlü, şunları söyledi:
“Toplumun, ekonominin ve sanayinin ihtiyaçlarına göre teşekkül etmeyen bir eğitim sistemiyle, geleceğin güçlü Türkiye’sini kuramayız. Sadece okula bağımlı bir eğitim sistemiyle, kalifiye eleman yetiştiremeyiz. Bu nedenle, okul ve iş yeri ortaklaşa görev ve sorumluluk almalıdır. Bu anlamda, Milli Eğitim Bakanlığımızın, OSB’ler içinde veya dışındaki okullara verdiği desteği çok önemli bir adım olarak görmekteyim. Bu destek, milli eğitim politikalarıyla sanayi politikalarının eşgüdümü açısından da büyük önem arz etmektedir. Bilgi üreten, teknoloji geliştiren, sanayinin nitelikli istihdam ihtiyacını karşılayan bir milli eğitim politikasını hayata geçirmek durumundayız. Bu anlamda, Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında verilen destekler çok yerindedir ve bizleri memnun etmektedir. OSB’ler dışında açılan özel okullarda, matbaa teknolojisinden tasarıma, raylı sistemlerden uçak bakımına, kimyadan metalürjiye kadar çok geniş bir alanda öğrencilerimize önemli tutarlarda destek verilmektedir.”
OSB’ler içindeki okullara yönelik gelişmeleri de memnuniyetle karşıladıklarını aktaran Özlü, şöyle devam etti:
“Bu sene mart ayında, Milli Eğitim Bakanlığımız ile bir protokol imzaladık. Bu protokole göre OSB içinde açılacak teknik kolejlere, hiçbir alan ayrımı yapmadan öğrenci başına 4 bin 270 lira eğitim-öğretim desteği veriyoruz. Bir diğer sevindirici uygulama ise devletimizin özel sektörde staj yapan öğrencilere verdiği maaş desteğidir. Staj yapan 1 milyon 165 bin meslek lisesi öğrencisi, aylık 421 lira maaş almaktadır. Bunun 280 lirasını devlet, 140 lirasını işletme karşılamaktadır. Devletimiz bu öğrencilere son 6 ayda 196 milyon lira maaş, 86 milyon lira sağlık primi ödemesi yapmıştır. Bakanlık olarak, Milli Eğitim Bakanlığımızla koordinasyon içinde çalışmaya devam edeceğiz.”
Özlü, 301 organize sanayi bölgesinin tamamında mesleki ve teknik eğitim veren kolejler açmayı hedeflediklerini, bu okulları kurarken sanayiciler ve OSB yönetimleriyle uyum içinde çalışacaklarını kaydetti.
Bir ülkenin gelişmişlik düzeyini belirleyen en önemli unsurlardan birinin, o ülkenin sahip olduğu insan kaynağının kalitesi olduğunu dile getiren Özlü, atölye ve laboratuvar öğretmenlerine işbaşı eğitimleri vereceklerini, OSB’lerde çalışanlara yönelik meslek geliştirme ve uyum kursları açacaklarını, yine OSB’lerde açılacak teknik kolejlerin bina yapım işlerini kredilerle destekleyeceklerini bildirdi.
Bu doğrultuda değişen koşullara uyum sağlayabilen, sorun çözebilen, çevresiyle iyi iletişim kurabilen, takım çalışması yapabilen, mesleğinin gerektirdiği temel bilgi ve becerilere sahip insan kaynağının, toplumun ve sanayinin hizmetine sunulması gerektiğine işaret eden Özlü, şunları kaydetti:
“Her gencimizin bileğine en az bir tane altın bilezik takmamız gerekiyor. Bu da ancak mesleki eğitimle, meslek okullarıyla ve teknik kolejlerle mümkün olabilir. Bizim bu noktada en temel çabamız, zekayı ürüne dönüştürmek olmalıdır. Hepimiz, farklı özelliklerle, farklı yeteneklerle dünyaya geliyoruz. Eğitim sistemimizin bu farklılıkları desteklemesi, bu farklılıklardan bir sinerji üretmesi gerekiyor. Farklılıkları destekleme sürecinde, teknik kolejlere çok önemli bir misyon düşmektedir. Türkiye’de mesleki eğitim ile istihdam arasındaki fonksiyonel ilişkiyi güçlendirmek zorundayız. Bunun için iş gücü piyasasındaki arz ve talep uyumsuzluğunu gidermemiz gerekmektedir. Kalite odaklı çözümlerle bu sorunun üstesinden gelebiliriz. Teknolojideki hızlı değişimle birlikte ortaya çıkan bilimsel ve teknik alanlar, kaliteli bir mesleki eğitimi zorunlu kılmaktadır. Bundan sonra en büyük gayretimiz, mesleki eğitimde kalite olacaktır.”
Türk sanayisinin talep ettiği iyi yetişmiş, işinin ehli, donanım sahibi eleman ihtiyacını karşılamak için gayret gösterdiklerini belirten Özlü, “Biz ‘Ali topu tut, Ayşe ip atla’ fişleriyle büyüdük. Tamam, Ali topu tutsun ama Ali aynı zamanda robot yapsın. Tamam, Ayşe ip atlasın ama aynı zamanda yazılım da üretsin. Bu çok gerekli ve anlamlı zirvenin, Türkiye’miz için hayırlı sonuçlar getirmesini diliyorum.” ifadelerini kullandı.
Milli Eğitim Bakanı Yılmaz’da meslek eğitiminin memleket meselesi olduğunu söyledi.
Mesleki eğitimin ülkenin hedeflerine ulaşması için şart olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Mutlaka mesleki eğitim olacak ama nitelikli olacak. Ülkenin sürdürülebilir kalkınması için de mesleki eğitim olmazsa olmaz.” ifadesini kullandı.
Yılmaz, Türkiye’de mesleki eğitim oranının yüzde 44 olduğunu dile getirerek, “Hedefimiz yüzde 60. Yakalayabilir miyiz? Yakalarız. Bursa’da bu oran yüzde 61, İstanbul’da yüzde 54. Zaten İstanbul’da yakalarsanız Türkiye’nin çoğunu hedeflemişsiniz demektir. Gaziantep’te de yüzde 36 olduğunu söylemek isterim. Yüzde 44, Avrupa Birliği’ne denk bir değer ancak yüzde 60′a çıkarırsak aranan eleman ihtiyacını karşılarız.” diye konuştu.
Eğitimin Türkiye’nin gündemine alındığı takdirde ülkenin yarınının bugününden daha iyi olacağını belirten Yılmaz, şunları kaydetti:
“Mesleki eğitimi daha iyi yapmak için tematik liseler açıyoruz. Bu yıl 12 ilde 19 tematik meslek lisesi açtık. Ankara, İstanbul, Rize’de toplam 8 mesleki ve teknik orta öğretim okulumuzda, sivil havacılık yer hizmetleri konusunda eğitim vermeye başladık. 12 ilimizde 13 mesleki ve teknik eğitim okulumuzda da madencilik eğitimi vermeye başladık. Bunlardan Sivas’ta da iki tane var. Bu yıl ilk defa mesleki ve teknik eğitim okullarının performanslarını izleyeceğiz. Kriterleri belirlendi. Her okula bir karne vereceğiz ve başarılı olanları da ödüllendireceğiz. Öğrencilerimize beceri ve staj için kapılarını açan işletmelerimize devlet desteği veriyoruz. Bu daha önceden yoktu. Biz geldikten sonra kanunu çıktı. Meslek lisesi mezunlarına teknisyen unvanını veriyoruz. Öğretim programlarımızı yeniledik. Organize Sani Bölgelerinde açılan meslek liselerine devlet teşviki veriyoruz, 4 bin 270 ila 6 bin 900 lira arasında. Hangi alanlara destek vereceğimizi Bakanlar Kurulu kararıyla belirliyoruz. 27 alanda destek veriyoruz, 59 okula destek verdik. Bu 59 okulda da 30 bin 579 öğrenci eğitim görüyor.”
Bakan Yılmaz, “Mesleki eğitimde olan öğretmenlerimizin kendi alanlarındaki yabancı dillerini geliştirmelerini istiyoruz. Bu amaçla İngiltere’ye bu yıl 64, gelecek yıl da 100 meslek öğretmenini dil için gönderiyoruz. 81 ilimize gerek sektör temsilcileriyle gerekse üniversitelerimizle protokoller yapıyoruz ki kendi mesleki öğretmenlerimizi eğitelim diye. Bu yıl 10 bin öğretmenimizin eğitimini planladık. 6 binini bu ana kadar gerçekleştirdik, geri kalanını da yıl sonuna kadar tamamlayacağız. Çıraklık eğitimini zorunlu eğitim kapsamına aldık. 76 bin olan çıraklığa giden öğrenci sayımız 117 bine çıktı.” şeklinde konuştu.
Beşeri sermayeyi başarılı, nitelikli kılanın eğitim olduğunu vurgulayan Yılmaz, “O halde biz eğitimimiz iyi dediğimizde beşeri sermayemize güveniyoruz.” dedi.
Eğitimin amacının milli gelirine, toplumunun refahına ne kadar katkıda bulunduğuyla ölçüleceğini dile getiren Yılmaz, “Eğitimin amacı toplumunu, refah toplumuna götürmek. Hem kendin mutlu olacaksın hem de çevrene katkıda bulunacaksın, mutlu edeceksin. Türkiye’nin eğitimi iyi bir yerde. Eksik yerlerimiz var mı? Var. Daha iyi olmasını istiyor muyuz? İstiyoruz, çok doğru. Eleştirenler var mı? Var. Niye eleştiriyor. Çok net söyleyeyim, Türkiye’nin yıllık ihracatı 153 milyar dolar niye 500 milyar dolar değil. Ben katılırım, kesinlikle doğru söylüyor. Kişi başına düşen milli gelir satın alma paritesi bakımından 25 bin dolar, niye 50 bin dolar değil, katılırım. Eğitimden dolayı 50 bin dolar değil.” değerlendirmesinde bulundu.”

Yorum eklemek için kullanıcı girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş